Gabbard
GO. Psychoanal Q 2001 Oct;70(4):719-37 Cyberpassion: E-rotic
transference on the Internet.
While
psychoanalysis has generally been regarded as "the talking cure," written
communication from patient to analyst commonly appears within the analytic setting. In our
electronic age, e-mail communications from patient to analyst have become commonplace.
This paper describes a case of erotic transference conveyed primarily through e-mail
messages, and discusses their multiple meanings as an enactment. The unique features of e-
mail communication are explored and contrasted with verbal discourse in the analytic dyad.
“Bir
kız arkadaşım var sanal ortamda tanıştım ve bir ilişki başladı,
fakat ona bir türlü
güvenemiyorum. Sürekli beni aldattığı düşüncesindeyim. Daha yüzünü bile göremedim
reel
ortamda ya bana ne oluyor demekten kendimi alamıyorum.”
İnternette
online terapi yaptığını iddia eden ya da yapan sitelere göz attığınızda
aklınıza gelen
en önemli soru işareti karşınızdaki kişinin terapiyi yapabilecek yeterlilikte
olup olmadığıdır.
Bazı siteler danışmanlık ya da terapi hizmeti veren kişinin adını
bile vermeden hizmet
satmaya çalışıyorlar. Verdiğiniz paranın karşılığını
alabiliyor muyuz? Genel olarak
psikoterapilerin etkiliği sorgulanırken ve tarihi yüz yılı bulan modern psikoterapi
halen
geliştirilmekteyken, yüz yüze terapi birikimlerini internete aktaranlar sitelerinde online
terapiyi şiddetle tavsiye ediyorlar. Hatta karşılaştığım bir sitede
genellikle porno sitelerinin
taktiği olan “terapi istiyorum” butonunu tıkladığınızda telefon
faturanızı kabartan bir program
devreye giriyor. İşin asıl önemli tarafı bunu yaparken ne yaptığınızı
bile anlamıyorsunuz,
çünkü herhangi bir açıklama ya da uyarı mevcut değil. İnternet üzerinden terapinin
olamayacağını savunanların ileri sürdüğü en önemli faktör
ise e-mail ya da chat yoluyla
yapılan görüşmelerde görsel ve işitsel ipuçlarının olmamasıdır.
Freud da sedirin arkadasında
oturmuştu ve hasta terapistin yüzünü görmüyordu. Ancak hastanın ses
tonundaki değişmeler
ve bedensel dili gözlenebiliyordu. Mikrofon ve kameran kullanıldığı videokonferans
sisteminde bile bağlantı hızı görsel ve işitsel verilerde önemli
kayba yol açabilmektedir. Prof.
Dr. Orhan Öztürk psikoterapilerdeki temel koşullar içinde “dinleyebilmek”ten
bahsederken
“anlatılan şeylerin içeriği yanı sıra, anlatış biçimini,
sesin niteliğini (ton, hız, duygusal yük),
yani anlatılan şeylerin ardındaki anlamları” dinleyebilmenin önemini
anlatır. Diğer yandan
dinleyebilmenin önemli bir parçası susabilmetir. Heyecanlı genç bir terapistin
sessizliğe
tahammülü olmayabilir. Kimi zaman örneğin hasta acı veren bir olayı anlatırken
terapistin
hastaya empati yaptığını göstermek için konuşup durması yerine,
hastayı anladığını ve acısını
paylaştığını belirten bir yüz ifadesi yeterlidir hatta daha yerinde bir
cevap olabilir. E-posta ya
da chat yoluyla yapılan bir görüşmede terapinin bunun gibi önemli unsurlarının
nasıl
uygulanacağına dair henüz yeterli deneyim birikimi mevcut değildir.
Online
terapi çalışmalarının özel bir yönü olarak “dis-inhibisyon üzerinde durulmaktadır
(King, 2000, cited in Fenichel, 2000b). Online
destek gruplarının gücü üzerine de yazılmıştır
(Barak, 1999, cited in Fenichel, 2000a) online
terapinin kanuni ve etik yönleri tartışılmıştır
(Fenichel, 2000c)
Online
terapiye uyarlanan bazı psikanalitik prensiplere değinin bir kaç araştırmacı
dışında (.,
Fenichel, 1997, Suler, 2000) online terapi sürecine ve etkinliğine dair çok
az empirik delil
vardır. Aktarım, karşıaktarım, acting-out, şimdi ve burada kavramları
siberalanda yeni bir
anlam kazanmaktadır. Örneğin geciken bir e-mail dikkatli bir cevap mı yoksa direncin
işareti midir? Font ya da renk seçimi klinik olarak önemli midir? Kelime akışındaki
bir
değişiklik ya da mesaj sıklığı gibi faktörler anlamlı mıdır?
Potansiyel
faydasının yanında şarlatanlık olasılığı, internet üzerinden
yardım konusunda
eğitimin olmaması, teknik süreç ve etkinlik konusunda empirik araştırmaların çok az olması
da unutulmaması gereken noktalardır.
“Merhabalar
hemen konuya girmek istiyorum. Benim oldukça sorunlu bir çocukluk
evrem oldu. 23 yaşındayım ve 23 senem ailemin kavga etmesi ve babamın annemi dövmesi
evden kovulmamız ve dayak yemekle geçti. Anlayacağınız huzur yok hiç olmadı
ve
olmayacak. Her neyse konu şu, ben dün akşam annemle babam kavga ederken çok
sinirlendim (zaten sinir hastasıyım ama ilaç kullanmıyorum) susmayı tercih
ettim ama bir
yerde patladım ve bağırıp çağırmaya başladım. Hatta annem
ve babamın üzerine yürüdüm.
Babamın gırtlağını sıktım ve onu öldürebileceğimi
söyledim ve onları reddederek evden
çıktım. Tabi babam da beni evlatlıktan reddetti. Şimdi ne yapmalıyım
bilmiyorum. Pişman
mıyım onu da bilmiyorum. Sanırım hayatıma son vereceğim ama onları
da öldüreceğim ve
sonrasını bilmiyorum. Ne istediğimi de bilmiyorum ya tedavide olamıyorum. Hastaneden
randevu alamıyorum. Her şey tersine tersine gidiyor. Eğer buradan bana yardım alın
diyecekseniz alamıyorum. Başka bir tavsiyeniz var mı? Lütfen birazcık yardım
edin bana.
Yaşamak istiyorum.”
-
Bu
sorunuz tam olarak da sitemizin genel uyarılarında belirttiğimiz duruma uyuyor
(http://www.terapistim.com/main/uanlasma.asp). Yani, terapistim.com olarak en
başında belirttiğimiz sınırların dışında bir yardım
istiyorsunuz bizden. Tarif ettiğiniz
durumda değil sorunuza vereceğimiz bir cevapla, internet üzerinden karşılıklı
konuşma ya da telefon ile yapılacak bir konuşmayla bile yardım aramak doğru
olmaz. Siz bulunduğunuz şehirdeki bir doktorla bile görüşme imkanınızın
olmadığını
söylüyorsunuz. Bunun gerekçesinin ne olacağına dair hiç bir şey de
belirtmemişsiniz.
Bu durumda size online bir görüşme yoluyla bile yardımcı olamam. Ancak bir
kriz
döneminde olduğunuzu ve bu durumda her şeyi olumsuz değerlendirme eğiliminde
olduğunuzu söyleyebilirim. Lütfen karamsar olmayın. Psikiyatrik tedaviyle
durumunuzun düzelebileceğine inanıyorum. İnternet üzerinden yapılacak
görüşmeler
ve yardımla ilgili olarak bilgi almak için
(http://www.terapistim.org/main/goster.asp?frame=sgoster.asp&id=1044)
adresindeki cevabı okuyunuz.
Dr. Mehmet Akif Ersoy
- Merhaba önce kendimi tanıtayım, babamın gırtlağına sarıldığımı
söylemiştim size
geçen gün. Bir yanlış anlaşma var ortada bakın muayene olmuyorum demedim
olamıyorum dedim. Yani maddi imkanlarım oldukça kısıtlı sigortalıyım
ve SSK
hastanesinin psikiyatri kliniği sürekli dolu randevu alamıyorum. Benim umutsuz bir
vaka olduğumu mu söylüyorsunuz? Benim yaşam tarzım karamsarlık olmuş
ama
anlaşılan bunu aşamayacağım. Yine de teşekkür ederim ilginize ve
alakanıza.
- Ben
size ümitsiz vaka olduğunuzu söylemedim kesinlikle. Online ruh sağlığı
danışmanlık ya da online terapi hizmetlerinin kısıtlılığı
konusunda uyarmaya çalıştım.
Sizin durumunuzun internet ortamında çözülebilecek bir sorun olmadığını
söyledim.
Gördüğünüz gibi internet ortamında iletişim yanlış anlamalara
neden olabiliyor. Bu
nedenle acil durumlarda ya da yoğun bir tedavi gerektiren kriz dönemlerinde yüz
yüze görüşmelerin yerini internet ortamındaki görüşmeler almamalıdır.
Benim bütün
söylediğim budur. Hiç bir psikiyatrik hastalığı “umutsuz bir vaka”
olarak
değerlendirmedim şimdiye kadar. Yeter ki siz peşini bırakmayın. SSK koşulları
iyi
olmayabilir. Ailenizle ilişkileriniz kötü olsa bile, arkadaşlarınızdan
yardım isteyiniz.
Arkadaşlar zor günler içindir. Sabırlı olun lütfen. Dr. Mehmet Akif Ersoy