18.3 İnternette aktarım
Gabbard GO. Psychoanal Q 2001 Oct;70(4):719-37 Cyberpassion: E-rotic transference on the Internet.
While psychoanalysis has generally been regarded as "the talking cure," written communication from patient to analyst commonly appears within the analytic setting. In our electronic age, e-mail communications from patient to analyst have become commonplace. This paper describes a case of erotic transference conveyed primarily through e-mail messages, and discusses their multiple meanings as an enactment. The unique features of e- mail communication are explored and contrasted with verbal discourse in the analytic dyad.
“Bir kız arkadaşım var sanal ortamda tanıştım ve bir ilişki başladı, fakat ona bir türlü güvenemiyorum. Sürekli beni aldattığı düşüncesindeyim. Daha yüzünü bile göremedim reel ortamda ya bana ne oluyor demekten kendimi alamıyorum.”
İnternette online terapi yaptığını iddia eden ya da yapan sitelere göz attığınızda aklınıza gelen en önemli soru işareti karşınızdaki kişinin terapiyi yapabilecek yeterlilikte olup olmadığıdır. Bazı siteler danışmanlık ya da terapi hizmeti veren kişinin adını bile vermeden hizmet satmaya çalışıyorlar. Verdiğiniz paranın karşılığını alabiliyor muyuz? Genel olarak psikoterapilerin etkiliği sorgulanırken ve tarihi yüz yılı bulan modern psikoterapi halen geliştirilmekteyken, yüz yüze terapi birikimlerini internete aktaranlar sitelerinde online terapiyi şiddetle tavsiye ediyorlar. Hatta karşılaştığım bir sitede genellikle porno sitelerinin taktiği olan “terapi istiyorum” butonunu tıkladığınızda telefon faturanızı kabartan bir program devreye giriyor. İşin asıl önemli tarafı bunu yaparken ne yaptığınızı bile anlamıyorsunuz, çünkü herhangi bir açıklama ya da uyarı mevcut değil. İnternet üzerinden terapinin olamayacağını savunanların ileri sürdüğü en önemli faktör ise e-mail ya da chat yoluyla yapılan görüşmelerde görsel ve işitsel ipuçlarının olmamasıdır. Freud da sedirin arkadasında oturmuştu ve hasta terapistin yüzünü görmüyordu. Ancak hastanın ses tonundaki değişmeler ve bedensel dili gözlenebiliyordu. Mikrofon ve kameran kullanıldığı videokonferans sisteminde bile bağlantı hızı görsel ve işitsel verilerde önemli kayba yol açabilmektedir. Prof. Dr. Orhan Öztürk psikoterapilerdeki temel koşullar içinde “dinleyebilmek”ten bahsederken “anlatılan şeylerin içeriği yanı sıra, anlatış biçimini, sesin niteliğini (ton, hız, duygusal yük), yani anlatılan şeylerin ardındaki anlamları” dinleyebilmenin önemini anlatır. Diğer yandan dinleyebilmenin önemli bir parçası susabilmetir. Heyecanlı genç bir terapistin sessizliğe tahammülü olmayabilir. Kimi zaman örneğin hasta acı veren bir olayı anlatırken terapistin hastaya empati yaptığını göstermek için konuşup durması yerine, hastayı anladığını ve acısını paylaştığını belirten bir yüz ifadesi yeterlidir hatta daha yerinde bir cevap olabilir. E-posta ya da chat yoluyla yapılan bir görüşmede terapinin bunun gibi önemli unsurlarının nasıl uygulanacağına dair henüz yeterli deneyim birikimi mevcut değildir.
Online terapi çalışmalarının özel bir yönü olarak “dis-inhibisyon üzerinde durulmaktadır (King, 2000, cited in Fenichel, 2000b). Online destek gruplarının gücü üzerine de yazılmıştır (Barak, 1999, cited in Fenichel, 2000a) online terapinin kanuni ve etik yönleri tartışılmıştır (Fenichel, 2000c)
Online terapiye uyarlanan bazı psikanalitik prensiplere değinin bir kaç araştırmacı dışında (., Fenichel, 1997, Suler, 2000) online terapi sürecine ve etkinliğine dair çok az empirik delil vardır. Aktarım, karşıaktarım, acting-out, şimdi ve burada kavramları siberalanda yeni bir anlam kazanmaktadır. Örneğin geciken bir e-mail dikkatli bir cevap mı yoksa direncin işareti midir? Font ya da renk seçimi klinik olarak önemli midir? Kelime akışındaki bir değişiklik ya da mesaj sıklığı gibi faktörler anlamlı mıdır?
Potansiyel faydasının yanında şarlatanlık olasılığı, internet üzerinden yardım konusunda eğitimin olmaması, teknik süreç ve etkinlik konusunda empirik araştırmaların çok az olması da unutulmaması gereken noktalardır.
     “Merhabalar hemen konuya girmek istiyorum. Benim oldukça sorunlu bir çocukluk evrem oldu. 23 yaşındayım ve 23 senem ailemin kavga etmesi ve babamın annemi dövmesi evden kovulmamız ve dayak yemekle geçti. Anlayacağınız huzur yok hiç olmadı ve olmayacak. Her neyse konu şu, ben dün akşam annemle babam kavga ederken çok sinirlendim (zaten sinir hastasıyım ama ilaç kullanmıyorum) susmayı tercih ettim ama bir yerde patladım ve bağırıp çağırmaya başladım. Hatta annem ve babamın üzerine yürüdüm. Babamın gırtlağını sıktım ve onu öldürebileceğimi söyledim ve onları reddederek evden çıktım. Tabi babam da beni evlatlıktan reddetti. Şimdi ne yapmalıyım bilmiyorum. Pişman mıyım onu da bilmiyorum. Sanırım hayatıma son vereceğim ama onları da öldüreceğim ve sonrasını bilmiyorum. Ne istediğimi de bilmiyorum ya tedavide olamıyorum. Hastaneden randevu alamıyorum. Her şey tersine tersine gidiyor. Eğer buradan bana yardım alın diyecekseniz alamıyorum. Başka bir tavsiyeniz var mı? Lütfen birazcık yardım edin bana. Yaşamak istiyorum.”
    • Bu sorunuz tam olarak da sitemizin genel uyarılarında belirttiğimiz duruma uyuyor (http://www.terapistim.com/main/uanlasma.asp). Yani, terapistim.com olarak en başında belirttiğimiz sınırların dışında bir yardım istiyorsunuz bizden. Tarif ettiğiniz durumda değil sorunuza vereceğimiz bir cevapla, internet üzerinden karşılıklı konuşma ya da telefon ile yapılacak bir konuşmayla bile yardım aramak doğru olmaz. Siz bulunduğunuz şehirdeki bir doktorla bile görüşme imkanınızın olmadığını söylüyorsunuz. Bunun gerekçesinin ne olacağına dair hiç bir şey de belirtmemişsiniz. Bu durumda size online bir görüşme yoluyla bile yardımcı olamam. Ancak bir kriz döneminde olduğunuzu ve bu durumda her şeyi olumsuz değerlendirme eğiliminde olduğunuzu söyleyebilirim. Lütfen karamsar olmayın. Psikiyatrik tedaviyle durumunuzun düzelebileceğine inanıyorum. İnternet üzerinden yapılacak görüşmeler ve yardımla ilgili olarak bilgi almak için (http://www.terapistim.org/main/goster.asp?frame=sgoster.asp&id=1044)
      adresindeki cevabı okuyunuz.
      Dr. Mehmet Akif Ersoy
    • Merhaba önce kendimi tanıtayım, babamın gırtlağına sarıldığımı söylemiştim size geçen gün. Bir yanlış anlaşma var ortada bakın muayene olmuyorum demedim olamıyorum dedim. Yani maddi imkanlarım oldukça kısıtlı sigortalıyım ve SSK hastanesinin psikiyatri kliniği sürekli dolu randevu alamıyorum. Benim umutsuz bir vaka olduğumu mu söylüyorsunuz? Benim yaşam tarzım karamsarlık olmuş ama anlaşılan bunu aşamayacağım. Yine de teşekkür ederim ilginize ve alakanıza.
    • Ben size ümitsiz vaka olduğunuzu söylemedim kesinlikle. Online ruh sağlığı danışmanlık ya da online terapi hizmetlerinin kısıtlılığı konusunda uyarmaya çalıştım. Sizin durumunuzun internet ortamında çözülebilecek bir sorun olmadığını söyledim. Gördüğünüz gibi internet ortamında iletişim yanlış anlamalara neden olabiliyor. Bu nedenle acil durumlarda ya da yoğun bir tedavi gerektiren kriz dönemlerinde yüz yüze görüşmelerin yerini internet ortamındaki görüşmeler almamalıdır. Benim bütün söylediğim budur. Hiç bir psikiyatrik hastalığı “umutsuz bir vaka” olarak değerlendirmedim şimdiye kadar. Yeter ki siz peşini bırakmayın. SSK koşulları iyi olmayabilir. Ailenizle ilişkileriniz kötü olsa bile, arkadaşlarınızdan yardım isteyiniz. Arkadaşlar zor günler içindir. Sabırlı olun lütfen. Dr. Mehmet Akif Ersoy