Cerrahi
olmayan teknikler ile (vazoaktif ilaçların intracorporeal injeksiyonu, transüretral
vasodilatatörler, ağızdan sildenafil kullanımı, psikolojik tedavi) hastaların
%50-70'ine yardım
edilebilmektedir. Vakum cihazları özellikle yaşlı bazı hastalarda kullanılabilmektedir.
Ağızdan yohimbin kullanımı sınırlı düzeyde etkili olmaktadır.
Lokal krem kullanımı da
yaygınlaşmaktadır. Belirgin düzeyde hipogonadal olmadığı sürece androjen
takviyesinin yeri
yoktur. Hiperprolaktinemi erektil disfonksiyonun nadir sebeplerinden birisi olmakla birlikte
tedavi edildiğinde erektil disfonksiyon düzelir. (Levy A; Crowley T; Gingell C. Non-surgical
management of erectile dysfunction. Clin Endocrinol Oxf. 2000 Mar; 52(3): 253-60.)
Moncada
ve arkadaşları, erektil disfonksiyonun tedavisinde özellikle ağızdan kullanılan
ilaçların gelecekte birincil tedavi yöntemi olacağını düşünüyorlar. Penil düz
kas kasılmasını
dolayısıyla ereksiyonu kontrol eden mekanizmalar giderek daha fazla anlaşılmaktadır.
Ayrıca santral nörohormonal mekanizmaların önemi anlaşılmakta ve santral etkili
ilaçlar
üstünde çalışılmaktadır. Moncada ve arkadaşları bu çalışmaların
sonucunda uzak olmayan
bir gelecekte pek çok erektil disfonksiyon hastasının farmakojenik ajanlardan
faydalanacağını söylüyorlar. (Moncada Iribarren I; Saenz de Tejada I.
Pharmacological
treatment of erectile dysfunction. Curr Opin Urol. 1999 Nov;
9(6): 547-51.) 40
yaşındaki erkeklerin %39'unda, 70 yaşındaki erkeklerin %67'sinde az ya da çok erektil
disfonksiyon olduğu söyleniyor. Detaylı bir öykü ve fiziksel inceleme erektil disfonksiyonun
tedavisinde mutlaka gereklidir. Organik nitrat içeren ilaçlardan birini kullananlarda sildenafil
citrate kullanılmamalıdır. Şimdiki bilgilerimize göre uygun hastalarda sildenafil
birinci sırada
kullanılması gereken ilaç gibi görünmektedir. (Manecke RG; Mulhall JP. Medical treatment
of erectile dysfunction. Ann Med. 1999 Dec; 31(6): 388- 98.) Başağrısı
(%25.4), yüz
kızarması (%30.8), dispepsi (%10.5), nasal konjesyon (%18.7) sildenafil kullanan
hastalarda en sık görülen yan etkiler olup genellikle kısa sürelidir ve hafif şiddettedir. Doz ile
yan etkilerin oluşması arasında bir ilişki de bulunmuştur. (Moreira SG Jr; Brannigan RE;
Spitz A; Orejuela FJ; Lipshultz LI; Kim ED Side-effect profile of sildenafil citrate (Viagra)
in clinical practice. Urology. 2000 Sep 1; 56(3): 474-6.) Diğer taraftan sildenafile
olduğundan fazla değer ve yer verildiği, bunun da medyadaki popülaritesine bağlı
olabileceği
söylenmektedir. Sildenafile hakkettiğinden fazla yer verilmesinin erektil disfonksiyonla
bağlantılı psikokolojik sorunların görmezlikten gelinmesine neden olabileceği
de
hatırlatılmaktadır. (Rutherford D; Duffy FJ Current treatment of impotence: Viagra and
other options. Br J Nurs. 1999 Feb 25-Mar 10; 8(4): 235-41.)
Psikojenik
erektil disfonksiyon vakalarında sildenafil citrate'nın kullanılmasına dair literatürde
herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bilindiği gibi erektil disfonksiyonun
farmakolojik ya
da cerrahi olmayan tedavileri oldukça zahmetli ve zaman alıcıdır. Erektil disfonksiyonun
psikojenik tedavisinde bilişsel davranışçı teknikler öncelikli olarak
kullanılmaktadır.
Hastaların bir kısmında sorunun psikodinamik etyolojisi bilişsel davranışçı
yöntemle
tedavinin etkili olmamasında rol oynuyor olabilir. Vakaların bir kısmında bilişsel
davranışçı
ya da psikodinamik tedavilere uyum sağlaması mümkün olmayabilir. Diğer yandan
vakaların
bir kısmında "organik" ve "psikojenik" (ayrımı kompleks durumlarda
yapay olduğunu
belirterek) faktörlerin bir arada rol oynaması nedeniyle de hastanın "organik"
bir desteğe de
ihtiyacı olabilir.
Erektil
disfonksiyonun davranışçı tedavisinde hastanın "becerebilme" kaygısı
ve "performans
anksiyetesi"nin ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Hastanın dikkati penisinin
sertleşmesine değil zevk almaya yönlendirilir. Hastanın başarılı
cinsel deneyimleri, dikkati
kendiliğinden sertleşen penisten uzaklaştıracak ve performans anksiyetesi ortadan
kalkacaktır. Elbette bazı vakalarda daha kapsamlı psikolojik değerlendirme ve tedavi
gerekli olacaktır. Bu araştırmada bir aylık bir ilaç tedavisinden sonra tedaviye
yanıt
vermeyen hastaların tedavisine bilişsel davranışçı teknikle devam edilecektir.
Proviron
(Mesterolone) testosteron eksikliğine ikincil olarak gelişen erektil
disfonksiyonlarda etkili olabilir. Kimi zaman aşırı cinsel kamçılanmaya neden
olabilir. Siz de
kendinizi bu kamçılanma nedeniyle sık cinsel ilişkiye zorluyor olabilirsiniz. Her
birey
fizyonomisine bağlı olarak kendine özgü sıklıkta cinsel ilişkiye
girebilir. Cinsel ilişkiden sonra
tekrar uyarılabilmeye kadar geçen süreye latent dönem denilir ve bu sure her kez
için
farklıdır.
Cinsel
fonksiyon bozuklukları sebebi organik bile olsa psikolojik değerlendirmenin ihmal
edilmemesi gerekir. Ürologun bir psikiyatrla işbirliği içinde olmasında fayda
var.
Kullandığınız ilaçlar psikolojik kökenli de olsa sorunlarınızı
bir süre için gidermiş olabilir.
Ancak yalnızca psikolojik bir nedene bağlıysa ilaç tedavisi kalıcı bir
düzelme sağlamayabilir.
Daha uzun sürmekle birlikte ereksiyon bozukluğu ve erken boşalmanın psikolojik tedavisi
mümkündür.