Sinirlilik
eğer evliliğinizden ya da çocuk sahibi olduktan sonra ortaya çıkmışsa
eğer net
olarak ifade edemediğiniz bir çatışma mı yaşıyorsunuz bu konularla
ilgili yoksa kendinize ve
dinlenmeye yeterince zaman ayıramıyor olabilir misiniz? Bazen bir kaç seansın da
büyük
faydası olabilir ama önceden söylemek zor. Eğer bir depresyon söz konusu ise
ilaç
kullanmanız gerekebilir ve bir kaç ay arayla yapılacak izlem görüşmeleri
yeterli olacaktır.
Öfkenizi kontrol etmeyle ilgili olarak önerebileceklerim ise şunlar:
Sağlığınızla
ilgili genel bazı önlemler almak yardımcı olacaktır. Fiziksel olarak hastaysanız
yardım alın. Fiziksel olarak sağlıklı ve rahat olmak öfkenin kontrolünü
kolaylaştıracaktır.
Sağlıklı ve dengeli beslenin. Alkolden uzak durun, rahatlamak için diğer uyuşturucuları
(eğer
gerekli görülmüşse doktor kontrolü ile verilen sakinleştiriciler hariç).
Yeterli uyuyun. Haftada
üç ya da dört gün egzersiz yapın. Kendinizi yeterli, güvenli ve kontrollü
hissettirecek hobiler
edinin. Gevşeme egzersizlerini öğrenin ve uygulayın. Diğer insanlara her zaman
saygılı
davranın.
Yine
de öfkelenirseniz dünyadaki pek çok şeyin kontrolünüzde olmadığını
düşünün.
Öfkelenen sizsiniz,hiç kimse sizi öfkelendiremez. Hayat adil değildir, bunu değiştirmek
için
enerji harcamayın. Hiç kimse öfkeli biriyle birlikte olmak istemez. Hiç kimse öfkeli
birine
yardım etmek istemez. Gerçekten sorunun çözülmesini mi istiyorsunuz yoksa şikayet
etmek, bağırıp çağırmak mı? Öfkenizin gerçek nedeni sizin
zannettiğiniz şey olmayabilir.
Yine
de öfkeniz devam ediyorsa
beklemek, dikkatinizi başka bir şeye vermek, fiziksel
olarak meşgul olacak bir şeyler bulmak da uygulandığında etkili yöntemlerdir.
Olmadı ve
“muhakkak bir şeyler yapmanız gerekiyorsa” öfkenizi dışa vururken
sırasıyla sizi neyin
sinirlendirdiğini, ne hissettiğinizi, karşınızdakinden ne istediğinizi
ve son olarak bunu neden
istediğinizi belirtin. Şunlara dikkat etmelisiniz: İlk basamak olarak sizi sinirlendiren şeyi tam
ve net olarak belirtin: ne oldu, ne zaman oldu ve nerede oldu da sinirlendiniz; bunu yaparken
belirsiz ifadeler kullanmayınız; genelleme yapmayınız (sen zaten her zaman böyle
böyle
yapıyorsun demeyin); karşınızdaki insanın niyetinin ne olduğu ya da olabileceğine
dair
yorumlarda çıkarımlarda bulunmayın. Ne hissettiğinizi ikinci basamakta belirtin:
ne
hissettiğini ifade ederken sakin konuşun; durum hakkında ne hissettiğinizi söyleyin
kişi
hakkında değil (“sen beni kızdırdın” yerine “bardağımın
izinsiz alınması beni kızdırdı”
şeklinde örneğin); duygularınızı inkar etmeyin; karşınızdaki
insanı ezmeye çalışmayın;
karşınızdaki insanın bütün karakterine saldırmayın; duygularınızın
kontrolünü bırakmayın.
Üçüncü basamakta karşınızdaki insandan ne yapmasını istediğinizi
ifade edin. Bunu
yaparken her adımda küçük bir değişiklik talep edin. Hangi davranışlarını
bırakmasını
istediğinizi belirtirken hangi davranışlarının devam ettirmesini istediğinizi
de ifade edin.
Karşınızdaki kişinin gerçekten yapabileceği bir şey isteyin. Yalnızca
değişmesini istemek
yerine neyi değiştirmesini istediğiniz konusunda net olun. Karşınızdaki
insanın ihtiyaçlarını
tamamen göz ardı etmeyin. Değişmesini gereken kişinin yalnızca karşınızdaki
kişi olduğunu
düşünmeyin, sizin de değiştirmeniz gereken davranışlarınız
olabilir (genellikle de vardır). Son
basamakta karşınızdakinin davranışlarındaki değişikliğin
size nasıl yardımcı olacağını
açıklayın (örneğin “evdeki dağınıklığın
toparlanması konusunda biraz yardımcı olman benim
daha az yorulmama böylece çocuğumuzla daha istekli bir şekilde ilgilenmemi sağlayacak”
gibi). Davranışlarda değişiklik yapılmadığı takdirde bunun nasıl
olumsuz sonuçları olabileceği
söyleyin, bunu yaparken tehdit edici bir ifade kullanmayın. İstediğiniz değişiklikleri
ifade
etmekten utanmayın, korkmayın.
Dr.
Mehmet Akif Ersoy