Psikiyatri
kliniklerinde sigara içiminin yasaklanmasının hastalar üzerindeki etkileri
incelendiğinde konunun tartışılması gerektiği görülmektedir. Bir yandan
hastalıklarıyla
uğraşan diğer yandan kapalı serviste kalmanın ve zaman zaman diğer hastalarla
etkileşimin
zorluklarını yaşayan hastanın sigara içmesini yasaklamanın, kompliansı
ve primer rahatsızlığı
nasıl etkilediği dikkate alınmalıdır.
Greeman
ve McClellan 60 yataklı kapalı serviste uygulanan sigara yasağı sonucunda ortaya
çıkan problemlerin beklenenden çok daha az olduğunu söylüyorlar (5). Greeman ve
McClellan’ın karşılaşmaya hazır olunması gerektiğini söylediği
önemli bazı sorunlar şöyledir:
Özellikle gönüllü olarak yatmayan ve uzun süre hastanede kalmaları gereken hastalarda
bırakma sonrası ortaya çıkan sorunlarla başetmek zor olabilir. Psikotik bir hasta,
sağlığı için
sigaranın yasaklandığını anlayabilecek ve danışma, nikotin sakızı
gibi sigara bırakma
tedavilerine uyum göstermesi için gerekli bilişsel becerilerden yoksundur. Eğer
tam bir
yasaklama uygulamak isteniyorsa sigara içiminin aniden kesilmesinin zor olduğu hastaların
barındırılması için bazı önlemlerin alınması gerekecektir.
Serviste sigara alışkanlığı olan
hastaların %10’unda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yazarların örnek
verdiği, mahkeme
kararıyla yatırılan paranoid şizofreni tanılı, yatış öncesi
günde iki paket sigara içen bir hasta
daha önceki yatışlarında sorunsuz olmasına karşın sigara yasağından
sonraki yatışında
hemşire ve personele pek çok kez saldırgan davranışta bulunuyor. Mahkeme kararıyla
yatmış olması nedeniyle de başka bir yere nakli mümkün olamıyor.
Hasta sigarayı bırakma
yardım ve tedavisi önerilerine koopere olmuyor. Bipolar bozukluk ve demans tanısıyla
yatırılan günde 3 paket içen bir hasta ise sigara içme yasağını
demansı nedeniyle
anlayamıyor ve tedavi ekibi bütün tedavi çabalarını bırakmaya bağlı
stresle başetmek için
harcıyorlar. Bir süre sonra hasta sigara yasağının olmadığı
başka bir hastaneye nakledilmek
zorunda kalınıyor. İntihar girişiminde bulunduktan sonra kendi isteğiyle yatan
başka bir hasta
kısa süre sonra taburcu olma talebinde bulunuyor ve mahkeme kararıyla buna izin
verilmiyor. Hastanın intihara eğilimli olması nedeniyle servis dışında
sigara içmesine de izin
verilemiyor. Daha önceki yatışlarındaki saldırgan davranışları
bilinen başka bir hastanın
servis dışında sigara içmesine izin verilip verilmemesi tedavi ekibi arasında
ciddi bir
çatışmaya neden oluyor. Bu çalışmada sigara yasağının üzerinden
iki yıl geçmesine rağmen
az da karşılaşılsa bu türden ciddi sorunların sıklığında
her bir azalma görülmüyor.
Sigara
yasağı sonucunda ortaya çıkabilecek sorunlarla başedebilmek için Greeman
ve
McClellan şu öneri ve uyarılarda bulunuyorlar: 1. Yatırılan hastaların
sigarayla ilgili
kısıtlamalar konusunda bir an önce bilgilendirilmesi, alternatif ayarlamaların yapılabilmesi
için
gereklidir; 2. Özellikle kendi istekleri dışında yatan ve bırakamayan hastalar
için ayrı bir
bölümün ayrılması gereklidir; 3. Bu yapılamıyorsa daha iyi durumdaki
bir hastayla birlikte
servis dışında sigara içilmesine izin verilebilir; 4. Hastanın dışarıya çıkarılamadığı durumda
servisin iyi havalandırılmış bir bölümünde sigara içilmesine
izin verilebilir; 5. Sigara
kısıtlamasında hastayla direk olarak muhatab olan personelin eğitimi ve desteklenmeleri
gereklidir; 6. Sigara yasaklanmasının duygusal, etik ve kanuni yönlerinin gözden
uzak
tutulmaması ve üzerinde düşünülmesi gereklidir; 7. Yasaklama yoluna giderken
hastanenin
özel koşulları ve hizmet verilen hasta popülasyonunun özellikleri dikkate alınmazsa
ciddi
sorunlarla karşılaşılabilir.
Bizim
tecrübelerimiz kapalı serviste izlemi gerektirecek kadar ağır psikiyatrik sorunları
olan
hastalarda sigaranın tamamen yasaklanmasının son derece güç olduğu yönündedir. Şimdilik
uygulama sigara içilebilen ama konforsuz bir mekanın sigara içimi için ayrılması şeklindedir.
Sigarayı
bırakmanın psikiyatrik teşhis ve tedaviye etkisi de dikkate alınması gereken
diğer
bir konudur. Nikotinin yoksunluk belirtilerinden olan anksiyete, yalnızca bir yoksunluk
belirtisi olabildiği gibi anksiyete bozukluğu olan bir hastada nikotinin anksiyeteyi azaltıcı
etkisinin kalkması sonucu da gelişebilir (6). Eğer anksiyete zaman içinde
azalırsa yoksunluk
belirtisi olduğu düşünülebilir. Uzamış yoksunluk belirtilerinin sigara
bırakıldıktan sonra
görülmemesi nedeniyle, eğer anksiyete devam ederse altta yatan bir aksiyete bozukluğuna
bağlı olma ihtimali daha fazladır. Nikotin yoksunluğu 1-2 hafta içinde zirveye
ulaşır, 3-4
hafta içinde bırakma öncesi seviyeye iner. Nikotin yoksunluğu belirtilerinden olan
nabzın
düşmesi (tipik olarak dakikada 6-12 atım düşer) alkol-madde yoksunluk belirtilerini,
anksiyete bozukluklarını veya trisiklik antidepresanlara bağlı taşikardiyi
maskeleyebilir.
Sigara bırakıldıktan sonraki 1 ay içinde alınan 1-2 kilo hasta tarafından
kullanılan
antidepresanlara bağlanabilir ve ilaç kompliansı düşebilir. Nikotin yoksunluğu
uyku arasında
uyanmaları ve muhtemelen REM yoğunluğunu arttırarak rüyaların yoğunluğunu
arttırır. Bu
belirtiler ortaya çıktığında tedavi edilen asıl psikiyatrik bozukluğa
değil nikotin yoksunluğuna
bağlı olabileceği unutulmamalıdır. Anksiyete, öfke, huzursuzluk, sabırsızlık,
irritabilite nikotin
yoksunluğunun en rahatsız edici belirtileridir. Sigarayı yatış sırasında
mecburen bırakan
hastalarda bu belirtiler direk olarak nikotin yoksunluğa bağlı olabileceği gibi,
sigara içme
ayrıcalığı elinden alınmasına bağlı olarak da gelişebilir.