4.1.2 Psikiyatide sigara yasağı
Psikiyatri kliniklerinde sigara içiminin yasaklanmasının hastalar üzerindeki etkileri incelendiğinde konunun tartışılması gerektiği görülmektedir. Bir yandan hastalıklarıyla uğraşan diğer yandan kapalı serviste kalmanın ve zaman zaman diğer hastalarla etkileşimin zorluklarını yaşayan hastanın sigara içmesini yasaklamanın, kompliansı ve primer rahatsızlığı nasıl etkilediği dikkate alınmalıdır.
Greeman ve McClellan 60 yataklı kapalı serviste uygulanan sigara yasağı sonucunda ortaya çıkan problemlerin beklenenden çok daha az olduğunu söylüyorlar (5). Greeman ve McClellan’ın karşılaşmaya hazır olunması gerektiğini söylediği önemli bazı sorunlar şöyledir: Özellikle gönüllü olarak yatmayan ve uzun süre hastanede kalmaları gereken hastalarda bırakma sonrası ortaya çıkan sorunlarla başetmek zor olabilir. Psikotik bir hasta, sağlığı için sigaranın yasaklandığını anlayabilecek ve danışma, nikotin sakızı gibi sigara bırakma tedavilerine uyum göstermesi için gerekli bilişsel becerilerden yoksundur. Eğer tam bir yasaklama uygulamak isteniyorsa sigara içiminin aniden kesilmesinin zor olduğu hastaların barındırılması için bazı önlemlerin alınması gerekecektir. Serviste sigara alışkanlığı olan hastaların %10’unda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yazarların örnek verdiği, mahkeme kararıyla yatırılan paranoid şizofreni tanılı, yatış öncesi günde iki paket sigara içen bir hasta daha önceki yatışlarında sorunsuz olmasına karşın sigara yasağından sonraki yatışında hemşire ve personele pek çok kez saldırgan davranışta bulunuyor. Mahkeme kararıyla yatmış olması nedeniyle de başka bir yere nakli mümkün olamıyor. Hasta sigarayı bırakma yardım ve tedavisi önerilerine koopere olmuyor. Bipolar bozukluk ve demans tanısıyla yatırılan günde 3 paket içen bir hasta ise sigara içme yasağını demansı nedeniyle anlayamıyor ve tedavi ekibi bütün tedavi çabalarını bırakmaya bağlı stresle başetmek için harcıyorlar. Bir süre sonra hasta sigara yasağının olmadığı başka bir hastaneye nakledilmek zorunda kalınıyor. İntihar girişiminde bulunduktan sonra kendi isteğiyle yatan başka bir hasta kısa süre sonra taburcu olma talebinde bulunuyor ve mahkeme kararıyla buna izin verilmiyor. Hastanın intihara eğilimli olması nedeniyle servis dışında sigara içmesine de izin verilemiyor. Daha önceki yatışlarındaki saldırgan davranışları bilinen başka bir hastanın servis dışında sigara içmesine izin verilip verilmemesi tedavi ekibi arasında ciddi bir çatışmaya neden oluyor. Bu çalışmada sigara yasağının üzerinden iki yıl geçmesine rağmen az da karşılaşılsa bu türden ciddi sorunların sıklığında her bir azalma görülmüyor.
Sigara yasağı sonucunda ortaya çıkabilecek sorunlarla başedebilmek için Greeman ve McClellan şu öneri ve uyarılarda bulunuyorlar: 1. Yatırılan hastaların sigarayla ilgili kısıtlamalar konusunda bir an önce bilgilendirilmesi, alternatif ayarlamaların yapılabilmesi için gereklidir; 2. Özellikle kendi istekleri dışında yatan ve bırakamayan hastalar için ayrı bir bölümün ayrılması gereklidir; 3. Bu yapılamıyorsa daha iyi durumdaki bir hastayla birlikte servis dışında sigara içilmesine izin verilebilir; 4. Hastanın dışarıya çıkarılamadığı durumda servisin iyi havalandırılmış bir bölümünde sigara içilmesine izin verilebilir; 5. Sigara kısıtlamasında hastayla direk olarak muhatab olan personelin eğitimi ve desteklenmeleri gereklidir; 6. Sigara yasaklanmasının duygusal, etik ve kanuni yönlerinin gözden uzak tutulmaması ve üzerinde düşünülmesi gereklidir; 7. Yasaklama yoluna giderken hastanenin özel koşulları ve hizmet verilen hasta popülasyonunun özellikleri dikkate alınmazsa ciddi sorunlarla karşılaşılabilir.
Bizim tecrübelerimiz kapalı serviste izlemi gerektirecek kadar ağır psikiyatrik sorunları olan hastalarda sigaranın tamamen yasaklanmasının son derece güç olduğu yönündedir. Şimdilik uygulama sigara içilebilen ama konforsuz bir mekanın sigara içimi için ayrılması şeklindedir.
Sigarayı bırakmanın psikiyatrik teşhis ve tedaviye etkisi de dikkate alınması gereken diğer bir konudur. Nikotinin yoksunluk belirtilerinden olan anksiyete, yalnızca bir yoksunluk belirtisi olabildiği gibi anksiyete bozukluğu olan bir hastada nikotinin anksiyeteyi azaltıcı etkisinin kalkması sonucu da gelişebilir (6). Eğer anksiyete zaman içinde azalırsa yoksunluk belirtisi olduğu düşünülebilir. Uzamış yoksunluk belirtilerinin sigara bırakıldıktan sonra görülmemesi nedeniyle, eğer anksiyete devam ederse altta yatan bir aksiyete bozukluğuna bağlı olma ihtimali daha fazladır. Nikotin yoksunluğu 1-2 hafta içinde zirveye ulaşır, 3-4 hafta içinde bırakma öncesi seviyeye iner. Nikotin yoksunluğu belirtilerinden olan nabzın düşmesi (tipik olarak dakikada 6-12 atım düşer) alkol-madde yoksunluk belirtilerini, anksiyete bozukluklarını veya trisiklik antidepresanlara bağlı taşikardiyi maskeleyebilir. Sigara bırakıldıktan sonraki 1 ay içinde alınan 1-2 kilo hasta tarafından kullanılan antidepresanlara bağlanabilir ve ilaç kompliansı düşebilir. Nikotin yoksunluğu uyku arasında uyanmaları ve muhtemelen REM yoğunluğunu arttırarak rüyaların yoğunluğunu arttırır. Bu belirtiler ortaya çıktığında tedavi edilen asıl psikiyatrik bozukluğa değil nikotin yoksunluğuna bağlı olabileceği unutulmamalıdır. Anksiyete, öfke, huzursuzluk, sabırsızlık, irritabilite nikotin yoksunluğunun en rahatsız edici belirtileridir. Sigarayı yatış sırasında mecburen bırakan hastalarda bu belirtiler direk olarak nikotin yoksunluğa bağlı olabileceği gibi, sigara içme ayrıcalığı elinden alınmasına bağlı olarak da gelişebilir.