Birinci
eksen bozukluk iyileştiğinde disfonksiyonel otomatik düşüncelerin şiddeti
ve sıklığı
azalır. “Normal nevrotik dönemde” otomatik düşüncelerini görebilseler
de özel durumlarda
otomatik düşünceler etkili olmaya devam ederler. Birinci eksen bozukluklarla kişilik
bozuklukları arasındaki fark birinci eksen bozukluktaki aşırı yanlış
inançların esnek olması
ve hastalık geçtiğinde başka bir terapotik yaklaşım gerektirmeden düzelmesidir.
Kişilik
bozukluklarında disfonksiyonel inançlar yapısallaşmış durumdadır.
Depresif
veya anksiyöz dönemde otomatik düşüncelerin test edilmesi, residüel dönemde
bu
düşüncelerin üzerinde durmayı kolaylaştırır. Resüdüel
dönemde bu hastalar klasik olarak
nevrotik olarak tanımlanırler. Nevrotik terimi immatür, çocuksu, emosyonel labilite,
başarısızlık veya hayal kırıklığına aşırı
tepki, aksine gerçeklere rağmen kendini olduğundan
küçük veya büyük görme ve hepsinden önemlisi yoğun olarak kensine
dönük olmayı içerir.
Altta yatan inançlar depresyon veya anksiyete dönemine göre daha az disfonksiyonel fakat
değiştirilmesi daha zordur. Hasta temel inançlarının irrasyonel olduğunun
bilincinde olsada
basitçe sorgulayarak veya kurtulmak istemekle bu inançlarından kurtulamaz.