İtiraf
etmek gerekir ki, ülkemizde henüz eşcinsel bir ilişkinin tepki görmeden açıkça
yaşanması kolay değil. Gözlemlediğim kadarıyla bu zorluk nedeniyle eşcinsel
bireyler kendi
aralarında küçük topluluklar halinde yaşamayı tercih ediyorlar. Ancak
bu küçük topluluklar
içinde yaşıyor olmanın getirdiği kolaylıklar kadar önemli olumsuzlukları
da var. Bu
topluluklar içinde düzenli bir ilişkiyi sürdürmeyi isteyen ve bunu başaranlar
olduğu gibi, ağır
kişilik bozuklukları olanlara da katlanmak gerekebiliyor. Aslında bu toplulukla doğrudan
bağlantısı olmayan, cinsel kimlikle ilgili sorunu olmayan ama ağır bir kişilik
bozukluğunun
sonucunda cinsel sapkınlıkları olanların da kimi zaman sado-mazoşist bir ilişki
için partner
bulmak amacıyla bu gruplara yaklaştıklarını hastalarımdan duyuyorum. Bunlar
belki
sorunuzla doğrudan bağlantılı olmayan çağrışımların.
Partnerinizle ilişki sorunlarının bu genel
güçlüklerden tamamen bağımsız olacağını da düşünmüyorum.
Eşcinsel ya da değil fark
etmez, her arkadaşlık yürümüyor, ya da her ilişki yürümüyor.
Ama insan olarak bir kaybın
telafisi ne kadar güç ise, ya da kayıp sonrasında destek sistemleri ne kadar zayıf
ise bu
kaybı göze almak da o kadar güçleşir. Tedavisi gerekmeyen bir cinsel tercih
olarak görülse
bile sosyal sorunlar nedeniyle, psikoterapi konusunda deneyimli bir psikiyatr ya da klinik
psikologla görüşmenizi tavsiye ederim. Eşcinsellerin dünyasını anlar
mı diye endişe
etmeyiniz. Bir anoreksiya nervozanın, obsesif kompulsif kişiliğin de dünyasına
girmemiz
imkansız ama dinamiklerini anlayabiliriz.