Kognitif
sitiller bilgi işlemenin içeriğinden ziyade nasıl olduğuyla ilgilidir. Bazı
kişiliklerin
ayrıca anlatılması gereken diğerlerinden oldukça farklı stilleri vardır.
Histirionikler ihtiyaçları
olan desteği ve yakınlığı sağlamak ve insanları çekebilmek için “gösteri” stratejisini
kullanırlar. Bu strateji başarısızlığa uğradığında
da saldırganları cezalandırmak ve onları
işbirliğine zorlamak için ağlamak, kızmak vb gibi “dramatik” gösteriye
başvururlar. Bilgi
işleme global ve izlenimci özelliğe sahiptir. Bu kişiler ormana bakarken ağaçları
göremezler.
İçinde bulundukları durumu kendi genel bakışlarından yola çıkarak
yetersiz bilgilere
dayanarak, detayları kaybetmek pahasına stereotipik, global ve geniş yorumlarda
bulunurlar. Histrionikler bir duruma hiç uymayan bağlantılar kurabilirler. Kendi eğlendirme
çabalarına cevap vermeyenleri “beni reddediyorlar” şeklinde yorumlayabilir.
Diğer insanların
yanlızca yorgun, sıkılmış veya başka bir şeyle meşgul olduklarını
görmeyebilirler. Olayları
objektif ölçülerden ziyade subjektif ölçülerle değerlendirdiklerinden
kendi duygularını son
başvuru mercii olarak kullanırlar. Bir insan karşısında kötü hissediyorlarsa
o insan kötüdür.
Obs-komp
kişiler ise tam tersine ağaçlara bakarken ormanı göremezler. Detaylarla o kadar
ilgilenirler ki olayın genel özelliklerini farketmezler. Bir insanın bir kaç hatasından
yola
çıkarak onun başarısız olduğuna karar verebilirler. Subjektif tecrübeleri
küçültmeye
meyillidirler. Bu nedenle kendilerini hayatın bazı zenginliklerinden ve bazı önemli
olayları
vurgulayan duyguları bir bilgi kaynağı olarak kullanmaktan mahrum ederler.
Davranış
veya strateji kişilik bozukluğu teşhisi koymak için temel teşkil etmekle beraber
bozukluğu tam olarak anlayabilmek için kendini ve başkalarını olgılayış
ve inançlar
konusunda bilgi sahibi olunmalıdır. Bu bilişsel birimler bilgi işlemede rol oynarlar
ve aktive
olduklarında ilgili stratejilerin tetiğini çekerler.
Örneğin
kaçıngan birisi kendini sosyal olarak beceriksiz, kırılgan görür. Başkalarını
eleştirici
ve aşağılayıcı olarak görmesi bu kırılganlığı
pekiştirir. Reddedilmenin korkunç bir olay
olarak görülmesi hasssiyetini pekiştirir ve muhtemel veya gerçek reddedilmenin önemini
abartır. Bu bir kısır döngü oluşturur. Sonuç olarak insanlar arasında
sürekli anksiyetelidir ve
kabul edilmemesini gösteren en ufak delilleri bile büyütür ve kendisini kötü
hisseder.
İnsanlara
yaklaşırsa kendisini yetersiz ve aşağı algılayabilecekleri kaygısı,
hoş olmayan
duygulara katlanamayacağını düşünmesi bu duyguların uyanabileceği
durumlardan
kaçınmasıyla sonuçlanır. Kronik olarak hoş olmayan her türlü
düşünceyi de zihninden
uzaklaştırdığı için negatif otamatik düşüncelerini, temel
inançlarını bulması bu tür hoş
olmayan duygulara yol açacağından dolayı oldukça zordur.
Bağımlı
ise başkalarını yardımcı ve destekleyici olarak gördüğünden
insanlara yaklaşır.
Kişilik
bozuklarının tipik şemaları ve stratejilerini anlamak terapist için bir yol
haritası işlevi
görür. Pek çok hastanın diğer kişilik bozukluklarıyla örtüşen
davranışlar ve tavırlar
gösterdiği unutulmamalıdır. Tam bir değerlendirme yapmak için bu farklılıkları
ortaya
koymak önemlidir.