9.2 Depresyon ve bipolar bozukluk
Neden önemlidir:
1. Eskiden sanıldığının aksine, mani ve benzeri tabloların ergenlikte hatta prepubertal dönemde sık görüldükleri anlaşılmıştır.
2. Erken episzodlar beyinde yarattıkları değişikliklerle sonraki episodların çıkışını kolaylaştırmaktadır.
3. Erken manik episodların açacağı psikolojik ve sosyal yaraların uzun süreli gidişte yaratacağı olumsuzluklar bile erken sağaltımın önemli olduğunu göstermektedir.
Çocuklar ve ergenlerdeki duygudurum bozukluklarının DSMIV’deki kriterleri bir kaçı dışında erişkinlerdeki kriterlerle aynıdır. Depresif mizaç yerine irritabilitenin bulunabilmesi, kilo kaybı veya alımı yerine beklenilen kiloya erişilememesi bu farklılıklardır. Distimik bozuklukta da depresif mizaç yerine irritabilite olabilir, erişkinlerdeki 2 yıl süre kriteri ise çocuk ve ergenlerde 1 yıldır. Bipolar I’deki kriterler erişkinlerdekilerle aynıdır.
DSMIV kriterleri hemen hemen çocuk ve erişkinlerde aynı olsa da duygudurum bozukluğunun yaşa göre görünümü farklı olmaktadır. Duygudurumla uyumlu işitsel hallisünasyonlar, somatik yakınmalar, geri çekilme (withdrawn) ve üzgün görünüm ve kendine saygıda azalma artan yaşla azalmakla birlikte depresyondaki küçük çocuklarda sıklıkla görülür. Küçük çocuklardan ziyade büyük ergenlerde daha sık görülen semptomlar ise yaygın anhedoni, ciddi psikomotor retardasyon, delirler ve umutsuzluk duygusudur. Yaş ve gelişimsel durumla bağlantılı olmayan semptomlar ise suisidal düşünceler, deprese veya irritable mizaç, insomni ve konsantrasyon güçlüğüdür. Bununla birlikte gelişimsel durum bütün semptomların görünümlerini etkilemektedir. Örneğin suisidal düşünceleri olan küçük bir çocuk genellikle gerçekçi bir intihar planı yapamaz veya düşüncelerini eyleme dönüştüremez.
Çocuklardaki duygudurum kronik ailevi uyuşmazlıklar, kötüye kullanılma ve akademik başarısızlık gibi sosyal stresöre özellikle duyarlıdır. Majör depresyonu olan çocukların büyük bir kısmında kötüye kullanım veya ihmal edilme vardır. Çevresel etkenlerin yoğun bulunduğu depresyonlu çocukların ortamdan uzaklaştırılmaları veya stresörlerin azalmasıyla semptomların bir kısmında veya çoğunluğunda azalma görülebilir. Depresif bir bozukluk olmasa da kayıp durumlarında yas sıklıkla psikiyatrik tedavinin odağını oluşturur.
Depresif bozukluklar ve bipolar I bozukluğu gelellikle episodik olmakla birlikte başlangıç sinsi olabilir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, karşıt olma karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu daha sonra depresyon geliştiren çocuklarda bulunabilir. Bazı durumlarda davranım bozukluğu mojör depresif episod seyri sırasında bulunabilir ve episodun geçmesiyle kaybolabilir. Klinisyen dikkat güçlüğü, karşı koyma ve huysuzluk nöbetleri gibi davranış bozukluklarının depresif episodla birlikte mi yoksa daha önce mi başladığını yani semptomların kronolojisini aydınlatmalıdır.