Neden
önemlidir:
1.
Eskiden sanıldığının aksine, mani ve benzeri tabloların ergenlikte hatta
prepubertal
dönemde sık görüldükleri anlaşılmıştır.
2.
Erken episzodlar beyinde yarattıkları değişikliklerle sonraki episodların çıkışını
kolaylaştırmaktadır.
3.
Erken manik episodların açacağı psikolojik ve sosyal yaraların uzun süreli gidişte
yaratacağı olumsuzluklar bile erken sağaltımın önemli olduğunu göstermektedir.
Çocuklar
ve ergenlerdeki duygudurum bozukluklarının DSMIV’deki kriterleri bir kaçı
dışında erişkinlerdeki kriterlerle aynıdır. Depresif mizaç yerine irritabilitenin
bulunabilmesi,
kilo kaybı veya alımı yerine beklenilen kiloya erişilememesi bu farklılıklardır.
Distimik
bozuklukta da depresif mizaç yerine irritabilite olabilir, erişkinlerdeki 2 yıl süre kriteri
ise
çocuk ve ergenlerde 1 yıldır. Bipolar I’deki kriterler erişkinlerdekilerle aynıdır.
DSMIV
kriterleri hemen hemen çocuk ve erişkinlerde aynı olsa da duygudurum
bozukluğunun yaşa göre görünümü farklı olmaktadır. Duygudurumla uyumlu işitsel
hallisünasyonlar, somatik yakınmalar, geri çekilme (withdrawn) ve üzgün görünüm ve
kendine saygıda azalma artan yaşla azalmakla birlikte depresyondaki küçük çocuklarda
sıklıkla görülür. Küçük çocuklardan ziyade büyük ergenlerde daha sık görülen semptomlar
ise yaygın anhedoni, ciddi psikomotor retardasyon, delirler ve umutsuzluk duygusudur. Yaş
ve gelişimsel durumla bağlantılı olmayan semptomlar ise suisidal düşünceler,
deprese veya
irritable mizaç, insomni ve konsantrasyon güçlüğüdür. Bununla birlikte gelişimsel durum
bütün semptomların görünümlerini etkilemektedir. Örneğin suisidal düşünceleri olan küçük
bir çocuk genellikle gerçekçi bir intihar planı yapamaz veya düşüncelerini
eyleme
dönüştüremez.
Çocuklardaki
duygudurum kronik ailevi uyuşmazlıklar, kötüye kullanılma ve akademik
başarısızlık gibi sosyal stresöre özellikle duyarlıdır. Majör
depresyonu olan çocukların
büyük bir kısmında kötüye kullanım veya ihmal edilme vardır. Çevresel etkenlerin yoğun
bulunduğu depresyonlu çocukların ortamdan uzaklaştırılmaları veya
stresörlerin azalmasıyla
semptomların bir kısmında veya çoğunluğunda azalma görülebilir.
Depresif bir bozukluk
olmasa da kayıp durumlarında yas sıklıkla psikiyatrik tedavinin odağını
oluşturur.
Depresif
bozukluklar ve bipolar I bozukluğu gelellikle episodik olmakla birlikte başlangıç
sinsi olabilir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, karşıt olma karşı
gelme bozukluğu,
davranım bozukluğu daha sonra depresyon geliştiren çocuklarda bulunabilir. Bazı
durumlarda davranım bozukluğu mojör depresif episod seyri sırasında bulunabilir
ve
episodun geçmesiyle kaybolabilir. Klinisyen dikkat güçlüğü, karşı
koyma ve huysuzluk
nöbetleri gibi davranış bozukluklarının depresif episodla birlikte mi yoksa
daha önce mi
başladığını yani semptomların kronolojisini aydınlatmalıdır.