28.2 Anoreksiye nervoza Tedavisinde Psikoterapi
Hastaların büyük kısmının taburcu olduktan sonra devamlı tedaviye ihtiyaçları olmaktadır. Hastalık çoğu kez adolesan dönemde başladığından aile terapisi tedavi planının bir parçasıdır. Klasik psikodinamik yönelimli psikoterapi tedavinin erken dönemlerinde faydalı olmamakla birlikte stabilize olduktan sonra içgörü kazanmaya yönelik psikoterapilerin bazı hastalarda faydalı olduğu söylenmektedir. (Kaplan)
Dinamik psikoterapi: Hastanın dirençleri bu tedaviyi zor ve dikkat gerektiren bir işlem yapmaktadır. Hastalar semptomlarının onları özel kıldığını düşündükleri için terapist yeme alışlanlıklarınıdeğiştirmek için fazla uğraşmamalıdır. Terapinin başlangıcında iyi bir işbirliği kurulmasına çalışılmalıdır. Hastalar erken yorumları kendi tecrübeleri değersizleştirilirken kendilerine ne hissetmeleri gerektiği öğretilmeye çalışılıyormuş gibi hissedebilirler. Hastanın bakış açısına önem veren ve hastanın düşündüğü ve hissettiğiyle yakından ilgilenen bir terapist hastanın otonomisine saygı duyulduğunu hastaya hissettirebilir. Kendisine yardım çabalarını savmaya çalışırken terapist herşeyden önce hastanın karşısında esnek, kalıcı ve kararlı olmalıdır. (Kaplan)
Pek çok klinisyen kognitif davranışçı yöntemleri kilo alımını ve yeme davranışlarını moniterize etme açısından tercih etmektedir. Kognitif ve interpersonal terapiler hastalıkla ilişkili diğer meseleleri incelemek yönünden tercih edilmektedir. (Kaplan)
Hastalığın muhtemel sekonder kazançları açısından aile terapisi önem taşımaktadır. (Kaplan)
Aile çatışmalarının yoğun olmadığı hafif olgularda tedavi evde yürütülebilir. Çoğu durumda hastayı hospitalize ederek onu yüklü aile ortamından ve yemesini kolaylaştıran çevreden uzaklaştırmak gereklidir. Terapistle ilişki primerdir. Yiyecekler ve kalorilerle uğraşmaktan kaçınılmalıdır. (Wolberg)
Aile zorlukları belirginse aile terapisi gereklidir. Klasik psikoanalizin faydalı olmadığıdüşünülmektedir. Bunun sebebi hastaların derinlik terapisi için motivasyonlarının olmamasıdır. Aile terapisi ve destekleyici tedbirlerle güçlendirilmik dinamik terapinin bir varyasyonunun kimlik sorunlarını, bilişsel çarpıtmaları (temper cognitive distortions) düzelttiği ve yeme alışkanlıklarıyla ilgili otonomi ve self kontrolü sağladığı düşünülmektedir. (Wolberg)