Hastaların
büyük kısmının taburcu olduktan sonra devamlı tedaviye ihtiyaçları olmaktadır.
Hastalık çoğu kez adolesan dönemde başladığından aile terapisi tedavi
planının bir
parçasıdır. Klasik psikodinamik yönelimli psikoterapi tedavinin erken dönemlerinde faydalı
olmamakla birlikte stabilize olduktan sonra içgörü kazanmaya yönelik psikoterapilerin bazı
hastalarda faydalı olduğu söylenmektedir. (Kaplan)
Dinamik
psikoterapi: Hastanın dirençleri bu tedaviyi zor ve dikkat gerektiren bir işlem
yapmaktadır. Hastalar semptomlarının onları özel kıldığını
düşündükleri için terapist yeme
alışlanlıklarınıdeğiştirmek için fazla uğraşmamalıdır.
Terapinin başlangıcında iyi bir işbirliği
kurulmasına çalışılmalıdır. Hastalar erken yorumları kendi tecrübeleri
değersizleştirilirken
kendilerine ne hissetmeleri gerektiği öğretilmeye çalışılıyormuş
gibi hissedebilirler. Hastanın
bakış açısına önem veren ve hastanın düşündüğü
ve hissettiğiyle yakından ilgilenen bir
terapist hastanın otonomisine saygı duyulduğunu hastaya hissettirebilir. Kendisine yardım
çabalarını savmaya çalışırken terapist herşeyden önce hastanın
karşısında esnek, kalıcı ve
kararlı olmalıdır. (Kaplan)
Pek çok klinisyen kognitif davranışçı yöntemleri kilo alımını
ve yeme davranışlarını
moniterize etme açısından tercih etmektedir. Kognitif ve interpersonal terapiler hastalıkla
ilişkili diğer meseleleri incelemek yönünden tercih edilmektedir. (Kaplan)
Hastalığın
muhtemel sekonder kazançları açısından aile terapisi önem taşımaktadır.
(Kaplan)
Aile çatışmalarının yoğun olmadığı hafif olgularda tedavi evde
yürütülebilir. Çoğu durumda
hastayı hospitalize ederek onu yüklü aile ortamından ve yemesini kolaylaştıran çevreden
uzaklaştırmak gereklidir. Terapistle ilişki primerdir. Yiyecekler ve kalorilerle uğraşmaktan
kaçınılmalıdır. (Wolberg)
Aile
zorlukları belirginse aile terapisi gereklidir. Klasik psikoanalizin faydalı
olmadığıdüşünülmektedir. Bunun sebebi hastaların derinlik terapisi
için motivasyonlarının
olmamasıdır. Aile terapisi ve destekleyici tedbirlerle güçlendirilmik dinamik terapinin
bir
varyasyonunun kimlik sorunlarını, bilişsel çarpıtmaları (temper cognitive
distortions)
düzelttiği ve yeme alışkanlıklarıyla ilgili otonomi ve self kontrolü
sağladığı düşünülmektedir.
(Wolberg)