4.4 Alkol Kullanımı ve Anksiyete Bozukluklarının İlişkisi
Alkolün ansiyeteyi azalttığı düşüncesi eski çağlara kadar uzanmaktadır. Hipokrat2 “Şarap anksiyete ve dehşeti ortadan kaldırır” demiştir. Alkolün anksiyolitik etkisinin içme davranışını güçlendirdiği ve patolojik içme davranışına insanları yönlendirdiği düşünülmüştür.
“Alkol stresi azaltıyor mu?” sorusunun cevabı; tüketilen alkol miktarı, bireysel fizyolojik farklılıklar, alkol öyküsü, alkolle ilgili önceki deneyimler, gerginliğin tanımı ve alkolle ilgili beklentiler gibi bir çok faktörle ilgili gibi gözükmektedir3.
Retrospektif çalışmalar alkol problemi olan agarofobik hastaların anksiyete bulgularını kontrol altına alacağına inandıkları için alkol tükettiklerini bildiriyor. Örneğin, Bibb ve Chambless4 alkolik olan agorafobik hastaların 1/3 kadarının anksiyete bulgularını hafifletmesi için alkol kullanmaya başladıklarını bildirmiştir. Bu hastaların çoğunluğu (%91) alkolü fobik korkularını kontrol edebilmesi için %77’si ise anksiyolitik etkisi için içtiklerini bildirmiştir. Smail ve arkadaşları5 da benzer sonuçlar bildiriyorlar. Bu bulgulara zıt olarak Samarasinghe6 alkolün anksiyolitik etkisi için nevrotik hastalar tarafından düzenli olarak kullanılmadığını bildirmiştir.
Kushner ve arkadaşları7 alkol problemleri ile anksiyete bozuklukları arasındaki ilişkinin her bir anksiyete bozukluğu için farklı olduğunu ifade etmişlerdir: agarofobi ve sosyal fobideki alkol problemleri daha çok bireylerin anksiyete semptomlarını kendi başlarına tedavi etmeye kalkmalarından kaynaklanırken, bunun tam tersi olarak panik bozukluk ve yaygın anksiyete bozukluğu patolojik alkol kullanımının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor olabilir. Basit fobiler ise alkolizm riskini arttırmamaktadır8,9,10. Yapılan iki deneysel çalışmayla alkol tüketimiyle basit fobik anksiyetenin azalmadığını gösterilmiştir11,12. Alkol kullanım bozukluğu ve anksiyete bozukluklarının birlikte görülme oranları her ikisinin de alt tipleri için farklılıklar gösterse de yapılan çalışmalar birisinin varlığında diğerinin de görülme riskinin yaklaşık üç kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu yüksek eştanı riskini açıklamaya çalışan çeşitli hipotezler ortaya atılmıştır13,14,15: 1) Anksiyete bozukluğu alkol kullanım bozukluğu gelişmesine neden olur; 2) Alkol kullanım bozukluğu anksiyete bozukluğu gelişmesine neden olur; 3) Üçüncü bir değişken (ailesel/genetik faktörler gibi) hem anksiyete bozukluğu hem de alkol kullanım bozukluğunun aynı anda gelişmesine neden olur.
Sher16 alkolün tehdit edici uyaranlara karşı bireyde afektif, psikofizyolojik ve davranışşal yanıtları azalttığını bildirmiştir. İlk olarak Quitkin ve arkadaşları17 anksiyete semptomlarını kendi başlarına tedavi etmek amacıyla alkol ve/veya diğer madde kötüye kullanımları olan 10 ‘fobik anksiyöz’ hasta yayınlamışlardır. Mullaney ve Trippet18 102 alkolik hastanın üçte ikisinde agarofobik ya da sosyal fobik semptomlar bildirmişlerdir.
Kushner ve arkadaşları7 anksiyete bozuklukları ile alkol problemlerinin komorbiditelerini ve toplumda görülme oranlarını inceleyen literatürleri gözden geçirerek şu verileri sunuyorlar: Alkol kullanım bozukluğu olanlarda, agorafobi %2,4-42,2, basit fobi %6,2-17, panik bozukluk %2,4- 10,8, yaygın anksiyete bozukluğu %8,3-52,6, obsesif kompulsif bozukluk %2,7-12 oranında görülmektedir. Anksiyete bozukluğu olanlarda alkol problemlerinin görülme oranı ise: agorafobide %7-27, panik bozuklukta %7,2-8 olarak saptanmıştır. Toplum örneklerinde ise agorafobi %5,9, basit fobi %11,4, panik bozukluk %1,4 olarak görülmektedir. İlginç olarak alkol bozuklukları olan grupta yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozukluğu çok sık görülürken, yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozukluğu olgularında alkol problemleri çok sık gözükmemektedir. Alkol tedavisi alan grupta obsesif kompulsif bozukluk topluma oranla daha fazla görülmektedir.
Anksiyete bozukluğu olan bireylerin aile üyeleri de alkol problemleri açısından risk altındadır. Noyes ve arkadaşları 19 da panik bozukluğu olan olguların aile üyelerinin alkolizm açısından risk altında (%8,4) olduklarını, agorafobiklerin aile üyeleri için ise bu riskin daha fazla olduğunu bildirmişlerdir (%17).
Bowen ve arkadaşları20 anksiyete bozukluklarının alkol problemlerinden yaklaşık olarak 10 yıl kadar önce başladığını bildirmiştir. Alkolizmin ise hastaların ilk panik ataklarından daha önce başladığı bildirilmektedir. Tam tersini iddia edenler de vardır. Obsesif kompulsif bozukluk ve alkolizm için de bulgular benzer şekilde farklılık göstermektedir. Yaygın anksiyete bozukluğu ise çoğunlukla problemli içiciliğin başlamasından sonra ortaya çıkmaktadır.
Alkol anksiyeteyi azaltabildiği gibi bazı durumlarda da anksiyeteyi arttırabilmektedir. Anksiyete düzeyindeki artış, uzun dönem içicilik, yüksek dozda alkol tüketimi ve alkol yoksunluk belirtileriyle ilişkili bulunmuştur. Roelofs21 alkol yoksunluğu hastalarındaki panik bozukluk ve diğer anksiyete semptomlarının yüksek oranda görülmesinin alkol yoksunluğuna bağlı olabileceğini bildirmiştir. Alkol yoksunluğu tremor, taşikardi, uykusuzluk ve hiperventilasyona neden olarak anksiyeteyi arttırabilir. Özellikle panik bozukluk ve yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi ve agorafobiden farklı olarak alkol problemleriyle direk ilişkili olmaktan ziyade yoksunluk belirtileriyle ilişkili gözükmektedir. Uzun süre ve ağır içiciliğin fiziksel sonuçları olarak gelişen gastrointestinal ve uyku rahatsızlıklarıyla anksiyete semptomları daha da artabilir. Bunlara ilave olarak alkolün anksiyojenik etkisi patolojik alkol kullanımının olumsuz psikososyal etkilerine (ilişkilerin kaybı, okulda yada meslekte yetersizlik, adli problemler vs) ve sonuç olarak hassas bireylerde anksiyete reaksiyonlarını tetiklemesine bağlı olabilir.
Kushner ve arkadaşlarının22, anksiyete bozuklukları ile alkol kullanım bozuklukları arasındaki uzun süreli ilişkiyi aydınlatacak ileriye dönük çalışmalarına göre: 1'inci ve 4’üncü yıllarda anksiyete bozukluğuna sahip olmanın, 7’inci yıl alkol bağımlılığı gelişme riskini 4 kat arttırdığını; 1’inci ve 4’üncü yıllarda alkol bağımlılığı tanısı olmasının ise 7’inci yıl anksiyete bozukluklarının başlama riskini 3-5 kez arttırdığını bildirmişlerdir.
Kushner ve arkadaşlarının7 dile getirdiği gibi alkolün kısa süreli anksiyolitik etkisi (muhtemelen gama- aminobütirikasit mekanizmasıyla), uzun dönemde anksiyete yapıcı etkisiyle bir arada alkol kullanımı ve anksiyete bozuklukları arasındaki kısırdöngüye neden olmaktadır. Anksiyete bozukluklarının alkol kullanım bozukluğu riskini arttırması, alkol kullanım bozukluğunun anksiyete bozukluğu gelişmesi riskini arttırmasından farklı mekanizmalarla gerçekleşmektedir ama maalesef veriler bunları aydınlatmada yetersizdir. Alkolün stres azaltıcı ve anksiyolitik etkilerini açıklayan veriler daha fazla gibi görünmektedir.