Alkolün
ansiyeteyi azalttığı düşüncesi eski çağlara kadar uzanmaktadır. Hipokrat2 “Şarap
anksiyete ve dehşeti ortadan kaldırır” demiştir. Alkolün anksiyolitik etkisinin
içme
davranışını güçlendirdiği ve patolojik içme davranışına
insanları yönlendirdiği düşünülmüştür.
“Alkol
stresi azaltıyor mu?” sorusunun cevabı; tüketilen alkol miktarı, bireysel
fizyolojik
farklılıklar, alkol öyküsü, alkolle ilgili önceki deneyimler, gerginliğin
tanımı ve alkolle ilgili
beklentiler gibi bir çok faktörle ilgili gibi gözükmektedir3.
Retrospektif çalışmalar alkol problemi olan agarofobik hastaların anksiyete bulgularını
kontrol altına alacağına inandıkları için alkol tükettiklerini bildiriyor. Örneğin, Bibb ve
Chambless4 alkolik olan agorafobik hastaların 1/3 kadarının anksiyete bulgularını
hafifletmesi için alkol kullanmaya başladıklarını bildirmiştir. Bu hastaların çoğunluğu (%91)
alkolü fobik korkularını kontrol edebilmesi için %77’si ise anksiyolitik etkisi
için içtiklerini
bildirmiştir. Smail ve arkadaşları5 da benzer sonuçlar bildiriyorlar.
Bu bulgulara zıt olarak
Samarasinghe6 alkolün anksiyolitik etkisi için nevrotik hastalar tarafından
düzenli olarak
kullanılmadığını bildirmiştir.
Kushner
ve arkadaşları7 alkol problemleri ile anksiyete bozuklukları arasındaki
ilişkinin her
bir anksiyete bozukluğu için farklı olduğunu ifade etmişlerdir: agarofobi ve
sosyal fobideki
alkol problemleri daha çok bireylerin anksiyete semptomlarını kendi başlarına
tedavi etmeye
kalkmalarından kaynaklanırken, bunun tam tersi olarak panik bozukluk ve yaygın anksiyete
bozukluğu patolojik alkol kullanımının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor
olabilir. Basit fobiler
ise alkolizm riskini arttırmamaktadır8,9,10. Yapılan iki deneysel çalışmayla alkol
tüketimiyle
basit fobik anksiyetenin azalmadığını gösterilmiştir11,12.
Alkol kullanım bozukluğu ve
anksiyete bozukluklarının birlikte görülme oranları her ikisinin de alt tipleri
için farklılıklar
gösterse de yapılan çalışmalar birisinin varlığında diğerinin
de görülme riskinin yaklaşık üç
kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu yüksek eştanı riskini açıklamaya çalışan çeşitli
hipotezler ortaya atılmıştır13,14,15: 1) Anksiyete bozukluğu alkol
kullanım bozukluğu
gelişmesine neden olur; 2) Alkol kullanım bozukluğu anksiyete bozukluğu gelişmesine
neden
olur; 3) Üçüncü bir değişken (ailesel/genetik faktörler gibi) hem
anksiyete bozukluğu hem
de alkol kullanım bozukluğunun aynı anda gelişmesine neden olur.
Sher16
alkolün tehdit edici uyaranlara karşı bireyde afektif, psikofizyolojik ve davranışşal
yanıtları azalttığını bildirmiştir. İlk olarak Quitkin ve arkadaşları17
anksiyete semptomlarını
kendi başlarına tedavi etmek amacıyla alkol ve/veya diğer madde kötüye
kullanımları olan
10 ‘fobik anksiyöz’ hasta yayınlamışlardır. Mullaney ve Trippet18
102 alkolik hastanın üçte
ikisinde agarofobik ya da sosyal fobik semptomlar bildirmişlerdir.
Kushner
ve arkadaşları7 anksiyete bozuklukları ile alkol problemlerinin komorbiditelerini
ve
toplumda görülme oranlarını inceleyen literatürleri gözden geçirerek şu verileri sunuyorlar:
Alkol kullanım bozukluğu olanlarda, agorafobi %2,4-42,2, basit fobi %6,2-17, panik
bozukluk %2,4- 10,8, yaygın anksiyete bozukluğu %8,3-52,6, obsesif kompulsif bozukluk
%2,7-12 oranında görülmektedir. Anksiyete bozukluğu olanlarda alkol problemlerinin
görülme oranı ise: agorafobide %7-27, panik bozuklukta %7,2-8 olarak saptanmıştır.
Toplum örneklerinde ise agorafobi %5,9, basit fobi %11,4, panik bozukluk %1,4 olarak
görülmektedir. İlginç olarak alkol bozuklukları olan grupta yaygın anksiyete
bozukluğu ve
panik bozukluğu çok sık görülürken, yaygın anksiyete bozukluğu
ve panik bozukluğu
olgularında alkol problemleri çok sık gözükmemektedir. Alkol tedavisi alan
grupta obsesif
kompulsif bozukluk topluma oranla daha fazla görülmektedir.
Anksiyete
bozukluğu olan bireylerin aile üyeleri de alkol problemleri açısından risk
altındadır. Noyes ve arkadaşları 19 da panik bozukluğu olan olguların
aile üyelerinin alkolizm
açısından risk altında (%8,4) olduklarını, agorafobiklerin aile üyeleri
için ise bu riskin daha
fazla olduğunu bildirmişlerdir (%17).
Bowen
ve arkadaşları20 anksiyete bozukluklarının alkol problemlerinden yaklaşık
olarak 10
yıl kadar önce başladığını bildirmiştir. Alkolizmin ise hastaların
ilk panik ataklarından daha
önce başladığı bildirilmektedir. Tam tersini iddia edenler de vardır.
Obsesif kompulsif
bozukluk ve alkolizm için de bulgular benzer şekilde farklılık göstermektedir.
Yaygın
anksiyete bozukluğu ise çoğunlukla problemli içiciliğin başlamasından
sonra ortaya
çıkmaktadır.
Alkol
anksiyeteyi azaltabildiği gibi bazı durumlarda da anksiyeteyi arttırabilmektedir.
Anksiyete düzeyindeki artış, uzun dönem içicilik, yüksek dozda alkol tüketimi
ve alkol
yoksunluk belirtileriyle ilişkili bulunmuştur. Roelofs21 alkol yoksunluğu hastalarındaki
panik
bozukluk ve diğer anksiyete semptomlarının yüksek oranda görülmesinin
alkol
yoksunluğuna bağlı olabileceğini bildirmiştir. Alkol yoksunluğu tremor,
taşikardi, uykusuzluk
ve hiperventilasyona neden olarak anksiyeteyi arttırabilir. Özellikle panik bozukluk ve
yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi ve agorafobiden farklı olarak alkol problemleriyle
direk ilişkili olmaktan ziyade yoksunluk belirtileriyle ilişkili gözükmektedir.
Uzun süre ve ağır
içiciliğin fiziksel sonuçları olarak gelişen gastrointestinal ve uyku rahatsızlıklarıyla
anksiyete
semptomları daha da artabilir. Bunlara ilave olarak alkolün anksiyojenik etkisi patolojik
alkol kullanımının olumsuz psikososyal etkilerine (ilişkilerin kaybı, okulda
yada meslekte
yetersizlik, adli problemler vs) ve sonuç olarak hassas bireylerde anksiyete reaksiyonlarını
tetiklemesine bağlı olabilir.
Kushner
ve arkadaşlarının22, anksiyete bozuklukları ile alkol kullanım bozuklukları
arasındaki uzun süreli ilişkiyi aydınlatacak ileriye dönük çalışmalarına
göre: 1'inci ve 4’üncü
yıllarda anksiyete bozukluğuna sahip olmanın, 7’inci yıl alkol bağımlılığı
gelişme riskini 4 kat
arttırdığını; 1’inci ve 4’üncü yıllarda alkol bağımlılığı
tanısı olmasının ise 7’inci yıl anksiyete
bozukluklarının başlama riskini 3-5 kez arttırdığını bildirmişlerdir.
Kushner
ve arkadaşlarının7 dile getirdiği gibi alkolün kısa süreli
anksiyolitik etkisi
(muhtemelen gama- aminobütirikasit mekanizmasıyla), uzun dönemde anksiyete yapıcı
etkisiyle bir arada alkol kullanımı ve anksiyete bozuklukları arasındaki kısırdöngüye
neden
olmaktadır. Anksiyete bozukluklarının alkol kullanım bozukluğu riskini arttırması,
alkol
kullanım bozukluğunun anksiyete bozukluğu gelişmesi riskini arttırmasından
farklı
mekanizmalarla gerçekleşmektedir ama maalesef veriler bunları aydınlatmada yetersizdir.
Alkolün stres azaltıcı ve anksiyolitik etkilerini açıklayan veriler daha fazla
gibi görünmektedir.